Kardiyoloji Bölümü Hangi Hastalıklara Bakar?

0
435

Kardiyoloji Bölümü Hangi Hastalıklara Bakar?

Kardiyoloji bölümü kalp ve dolaşım sistemi ile ilgili hastalıkları inceleyen bir bilim dalıdır. Daha önceki yıllarda dâhiliye bölümünün bir alt dalı olarak bilinen kardiyoloji günümüzde ayrı bir anabilim dalıdır. Tıp okuyan bir öğrenci okulu bitti zaman doktor uzmanlığını kardiyoloji dalından yapabilmektedir. Daha çok siyanoz çarpıntı çabuk yorulma bayılma ödem nefes darlığı göğüs ağrısı gibi belirtilere sahip olan kişiler kardiyoloji bölümüne gitmekte ve tedavi olmaktadır. Kalbin en önemli görevi vücuda kan pompalamaktır. Eğer ki kalp bu görevi yerine getirmezse kalp yetmezliğine neden olmaktadır. Bu yüzden kardiyoloji başta kalp yetmezliği olmak üzere hipertansiyon, iskemik kalp hastalıkları, aterosklerotik koroner arter hastalığı, akut koroner sendrom mu, anjina pektoris, triküspit stenozu, aort yetmezliği, aort darlığı, mitral kapak yetmezliği, mitral kapak darlığı, miyokart infarktüsü, endokart hastalıkları, pulmoner yetmezliği, pulmoner stenoz, kardiyomiyopati, akut miyokardit, perikardiyal efüzyon, perikard tamponadı, kardiyak tümörler, Primer tümörler, periferik arter hastalıkları, kardiyak arrest, wolf parkinson white sendromu, kardiyak aritmiler, atriyal miksoma gibi birçok kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları ile ilgili de ilgilenmektedir. Bu gibi kardiyolojik hastalıklar çarpıntı, bilinçsiz kilo kaybı, göğüs ağrısı, solunum güçlüğü, gece idrara çıkma, solunum güçlüğünde ortaya çıkan ortopne, impotans sertleşme problemi, senkop bayılma gibi durumlarda ortaya çıkmaktadır. Kalp hastalıklarında daha çok EKG yöntemi sayesinde teşhis konulmaktadır. EKG kalpte oluşan elektriksel hareketliliğin kaydedilmesidir. Kaydedilen bu bilgiler kalp kası ve sinirsel iletim sisteminin nasıl çalıştığı göstermektedir. İstanbul kardiyolog bölümünde çalışan birçok kardiyolog kalp rahatsızlığını tedavi etmekte ve yeni yöntemler aramaktadırlar. Tüberküloz ve göğüs hastalıkları hastanesi olarak 1948 yılında çalışmaya başlamış 1962 yılında Dr.Siyami Ersek idaresinde restore çalışmaları yapılarak 2 Mayıs 1962 tarihinde Istanbul göğüs kalp ve damar cerrahisi kurulmuştur. Cerrahpaşa kardiyoloji enstitüsü 1950 yılında üniversiteler kanunu ikinci maddesi gereğince 1974 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa tip fakültesi kurul karar ile kurulmuştur. İstanbul kardiyoloji 30 Mart 1983 tarihinde resmi gazete’de yayımlanarak kurulmuştur. Istanbul kardiyolog konusunda ayrıntılı bilgi alabilirsiniz bu konuda oldukça fazla bilgi ortaya çıkacaktır. El bileğinden anjiyo İstanbul kardiyolog çalışanları tarafından oldukça sık kullanılan bir yöntem haline gelmiştir. Kalp damar ozon tedavisi de bu tedavi yöntemlerinden biridir. Oldukça işe yarayan bu tedaviler dünya çapında yapılmaktadır ve sonuçlar oldukça iyidir. İstanbul kardiyoloji bölümü hastanesinin doktor kadrosuna oldukça iyi ve çözüm odaklı çalışmaktadırlar.

Bilekten Anjiyo nasıl yapılır?

Kalpteki sorunların tedavi edilmesinde bilek damarlarının kullanarak herhangi bir durum karşında komplikasyonların azalmasını sağlayan bir yöntemdir. Bilekten anjiyo ile kalp kalaylıkla kontrol altına alınmaktadır. Çünkü cilde yakin olmasından dolayıdır. El bileğinden anjiyo kişilerin cilt altına uygulanılarak lokal anestezi yapılmasıdır. Anjiyo sırasında çok küçük bir kesik açıldığında hasta ağrı hissetmez. Bu işlem 3 mim’lik küçük bir kesit açılarak 3 veya 4 toplu iğnenin başı kadar bir iz bırakmaktadır. Bilekten anjiyo yapılırken komplikasyon riski yüzde bir’in altındadır. Anjiyodan sonra en önemli şey açılan girişi çok iyi şekilde kapatılmasıdır. Bilekten anjiyo bıraktığı iz çok iyi şekilde araştırmalı ve anjiyo’da herhangi bir sorun var ise bildirilmelidir. Bilekten anjiyo sırasında damar tıkanıklığı tespit edildiğinde stent takılmalı mıdır gibi birçok soru insanların aklına gelmektedir. Eğer hasta çok kritik bir durumda ise darlık için balon veya stent ile açılma uygulanır. Mesela kalp krizi geçiren bir hasta ya durumunun ağırlığına göre o an için de stent takılabilir. 

Bilekten anjiyo sonrasında hasta ne kadar bir sürede iyileşmektedir?

El bileğinden anjiyo yapıldıktan sonra hastalar evlerine rahatlıkla yürüyerek dönebilmektedir. Hastaneden çıktıktan sonra da gündelik olarak bileğini zorlamayacak işler yapmalıdır. Kardiyolog önerisine göre de banyo sırasında bandaj çıkarılmamalıdır. Anjiyo sonrasında beslenme ile ilgili herhangi bir diyet yoktur. Fakat damar tıkanıklığı söz konusu ise kalbi korumak için diyet yapılabilir. Bu diyet kolesterolü düşük, az tuzu, yağdan uzak, sebze ve meyve ağırlıklı bir beslenme diyetidir. Anjiyodan sonra kişinin bolca su içmesi tavsiye edilir. Çünkü bu sayede anjiyo sırasında hastaya verilen boyanın vücuttan atılması daha kolay olacaktır. Bu şekilde hasta hastaneden çıkmadan 2,5 litrenin üzerinde su içmesi sağlanmakta ve devamını evde getirmesi önerilmektedir. El bileğinden anjiyo diyalize giren hastalara, herhangi bir k sonrasında yaralanan ve kolunda travma olan kişilere yapılmamaktadır. 

bilekten anjiyo

El bileğinden anjiyo birkaç defa yapılabilir?

El bileğinden anjiyo birkaç defa da yapılabilmektedir. Anjiyo Bir önceki uygulamada kesilen yerin yarım santim üzerinden girilerek kesit açılmakta ve yapılmaktadır. Ya da bir önceki uygulanan bilekten değil diğer bilekten de anjiyo yapılmaktadır. El bileğinden yapılan anjiyoya radikal anjiyo da denilmektedir. El bileğinden anjiyo İstanbul kardiyolog çalışanları tarafından oldukça iyi yapılmaktadır

Kalp damar ozon tedavisi nasıl yapılır?

Son yıllarda birçok hastalığın tedavisinde bilindik yöntemlere yardımcı olarak ozon tedavisi yapılmaktadır. Oksijenin tranvatik ve kararsız bir yapısı olan ozan kullanılmaktadır. Daha çok oksijen tedavisi olarak adlandırılan bu tedavi birçok den hastalığından enfeksiyon hastalıklarına kadar kullanılması önerilmektedir. B tedavisi yapılmaktadır. Kalp damar ozon tedavisi biraz daha ayrıntıları ile inceleyelim. Oksijen tüm canlılar için hayati bir önem taşımaktadır. Bunun yanı sıra da tıpta da tedavi amacıyla oksijen ki farklı yöntem ile kullanılmaktadır. İlk olarak normobarik oksijen hastanelerde veyahut kliniklerde solunum sıkıntısı yaşayan akut durumlar veya kronik obstrüktif akciğer hastalığı tedavisinde kullanılmaktadır. İkinci olarak ise hiperbarik oksijen atmosferde yani basıncın yüksek olduğu ortamlarda kullanılmaktadır. Havada yaklaşık olarak 100 de 21 oranında oksijen bulunmaktadır. Bununla birlikte ozon terapisi yüksek basınç altında 100’e kadar ulaşan oksijen seviyesini plazma içerisinde çözünen oksijen miktarı kadar arttırarak çevre dokulara ulaşan bir oksijen elde etmektedir ve birçok damar hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Ozon tedavisi veyahut terapisi birçok hastalık için tercih edilmektedir Bu hastalıklardan dolaşım bozuklukları ozon tedavisinin en sık kullanıldığı hastalığın başında gelmektedir. Bu hastalıkta görülen ayak bölgesinde uyuşma, karıncalanma, üşüme ve ağrı gibi durumlar için hiperbarik oksijen tedavisi kullanılarak hastalık büyük oranda azaltılmaktadır. Kanser tedavisinde de çok sık kullanılan Bu yöntem bağışıklık sisteminin aktivasyonunu artıran ve kanserle savaşan hücrelerinin üretimini destekleyen bir yöntem olarak tercih edilmektedir. Vücudun genel direnci için de oldukça ly bir yöntemdir. Kanser sırasında alınan kemoterapinin de olumsuz eklileri de ozon tedavisi sayesinde azaltılmaktadır. Göz hastalıklarına da iyileştirdiği bilimsel olarak desteklenmektedir. Bakteri ve mantar enfeksiyonlarında da çok fazla kullanılmaktadır. Ozon tedavisi yanıcı bir element olduğu göz önüne alınarak önlem mutlaka alınmalıdır. Çoğu yaş grubu için uygun olan bu yöntem oldukça fazla kullanılmaktadır. Ozon tedavisi çoğunlukla kanser, kalp hastalıkları tumorier, alerjiler ve sinüzitler, otoimmün rahatsızlıklar, multip skleroz, romatizmal eklem iltihabı, diyabet, hipertansiyon, Imye hastalığı, raynaud hastalığı, kronik yorgunluk sendromu, Alzheimer, Parkinson hastalığı, bağırsak hastalığı, dejeneratif eklem hastalığı, omurga iltihabi, kronik enfeksiyonlar, hepatit, sistit, migren, kronik Ağrı, damar ameliyatı, yara iyileşmesi), kulak enfeksiyonları, diş enfeksiyonları, ürolojik hastalıkları olan kişilere uygulanmaktadır.

Leave a reply